Kategori: Ergen Psikolojisi

Sınav Kaygısı ile Başa Çıkma, Başarı için Öğrenci ve Ailelere Öneriler

Sınav Kaygısını Nasıl Aşalım?

Sınav Kaygısı konusundaki bu yazıyı, önemli sınavların hayatımıza girdiği bu aylarda sınav kaygısı yaşayan öğrenci ve velilere bir ergen ve yetişkin psikoloğu olarak öneriler sunmayı hedeflediğim için yazdım.  Sınav kaygısı, hem ergen çocuğumuzun gündelik yaşamını etkilediği hem de yetişkin yaşamında hayatını kazanmasına, yaşamını şekillendirmesine yardımcı olacak bir sınav ve öncesinde ortaya çıktığı için doğru yaklaşımla ele alınmayı gerektirmektedir.

 

Sınav kaygısı nedir?

Sınav kaygısı veya sınav stresi, bizler için önemli olan Üniversite Sınavı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) veya LKS, eski Teog Sınavı gibi öğrenim hayatını etkileyici sınavlar öncesi ve sırasında yaşanan, öğrendiklerimizin hatırlanıp kullanılmasına engel olan ve muhtemel başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı ve strestir. Sınav kaygısı yaşanması ‘bindiği dalı kesmek’ deyimiyle güzelce ifade edilebilir. Soluk alıp vermemiz hızlanır, terlemeye başlarız, kalbimizin ‘güm güm’ çarpar, midemiz bulanmaya başlar ve bunlar hafif bir tedirginlik duygusuyla rahatsızlık yaşarız. Sınav kaygısı yaşayan genç arkadaşlarımızın bizimle ve aileleri ile paylaştıkları genelde şöyledir:

• Bu sınavda başaramazsam benim için herşey bitmiştir.
• Anne ve babama yaptıklarının karşılığını veremeyeceğim, onları üzmüş olacağım, mahçup edeceğim.
• İstediğim puanı alamazsam insanlara rezil olurum.
• Çalışacağım çok konu var yetiştirmem mümkün değil?
• Asla istediğim yeri kazanamayacağım.

Sınav Kaygısı ile Başa Çıkma, Aile ve Öğrencilere Öneriler

Bu olumsuz otomatik düşünceler günler, haftalar ve aylarca genç arkadaşımızın kafasında dönüp durduğu için konsantrasyon ve özgüvenine zarar verir. Bu düşünceleri durdurmak veya genç arkadaşımızın durdurmasına yardımcı olmak sınav kaygısının azaltılmasında önem taşımaktadır.

Sınav stresi, ergen terapisinin üzerinde çalıştığı konulardan biridir. Sınav kaygısı için illa bir ergen psikoloğu bulmam gerekir diye düşünmeyin lütfen! Öncelikle, aşağıda sınav kaygısı/sınav stresi yaşayan öğrenci ve velilere öneriler başlıklı bölümünde yazanları okuyup uygulayın! Büyük ihtimalle işinize yarayacaktır.

Ancak sınav kaygısını sorun haline getiren yoğun baskı ve stres altında halının altına süpürülen diğer sorunlarında ortaya çıkmasıdır. Bir ergen psikoloğu olarak gözlemlerim doğrultusunda birçok sıkıntının da aynı anda ergen ve genç arkadaşlarımıza psikolojik yük bindirdiğini ve sınav kaygısını arttırdığını söyleyebilirim. Ancak, ergen terapisi de sorunları bir sürü düğümü olan bir ip yumağı haline genç arkadaşlarımıza ve ailelerine yardımcı olabilir.

Sınav Kaygısı ile Başa Çıkma, Aile ve Öğrencilere Öneriler

Sınav Kaygısı Yaşayan Öğrencilere Öneriler

  • Sınav öncesinde aklımıza gelen olumsuz düşünceleri olumlu taraflarımızı, yaptığımız olumlu işleri ve başarılı olduğumuz konuları düşünerek azaltabilirsiniz,
  • Sınavı ölüm-kalım meselesi haline getirmemeli ve kendinizle ilgili gerçekdışı değersizlik üreten değerlendirmelerden kaçınıp, bu sınav gündeminizde olmasaydı alternatifiniz ne olurdu onları düşünebilirsiniz,
  • Zayıf yönlerinizi belirleyip, bunları geliştirmek için güvendiğiniz öğretmen, anne-baba, diğer aile büyükleriniz veya tanıdıklarınızdan yardım isteyiniz.
  • Dinlenme ve eğlenmeye yeterince vakit ayırmalı; tek tip beslenme ve fastfood yerine besleyici gıdalar tüketmeli; öfke ve negatif enerjiyi atabileceğiniz hareketler, yürüyüş, koşu ve diğer sporları yapmalısınız.
  • Aileniz ve arkadaşlarınızla sınav dışındaki konuları konuşun; sınav ile ilgili fazlaca konuşmak kaygıyı arttırabilir.
  • Kaygınız arttığında, doğru nefes teknikleri ile gevşemeye ve stresi azaltmaya çalışın.
  • Bilgisayar oyunları, sosyal medya veya diğer bağımlılık yaratacak, sizi zaman yönetmenizi zorlayacak bağımlılık yaratacak uğraşlarla kendinizi avutup, “kaçış” yapmamaya çalışın. Eğlenin ama “kaçma noktası” yapmayın!

Sınav Kaygısı Yaşayan Velilere Öneriler

  • Anne babaların ergen çocukları ile ilişkilerinde kaygı düzeylerini yönetmeleri gerekir. Kaygılarını çocuklarına fark etmeden iletip stresin artmasına istemeden katkıda bulanabilirler. Kaygı bulaşabilir. Anne baba, kendi olumsuz duygu ve düşünceleri aktarmak yerine onlara destek olarak çocuklarına yararlı olabilirler.
  • Sınav stresi yaşandığı dönemlerde, ergen çocuğunuzun beslenmesini takip edebilirsiniz; vitamin, mineral alımına dikkat etmeli sırf seviyor diye abur cubur, pizza ve kebap önüne koymayın! Besin ruh sağlığına etki eder bunu unutmayın!
  • Çocuğun kendi ilgi alanı ve yapabileceklerine odaklanıp tercihlerini kendisinin oluşturması ve bulmasında onun yanında olun, sadece kendi beğeni ve ilgi alanlarınıza yönelmeleri konusunda onlara baskı yapmayın. Dershane ve okul rehberliği gibi uzman desteğinin gerekli olduğunu gözlemlerseniz, gerekli desteği alabilmeleri konusunda onlara destek olup, eşlik edin.
  • Gergin olduklarını ve çalışmakta zorlandıklarını gözlemlediğinizde eğlence ve dinlenmeye de yeteri kadar zaman ayırmaları konusunda onları yüreklendirin!
  • Tüm yukarıdaki konularda uzun uğraşlar sonunda değişme olmuyorsa, ergen psikoloğu ve ergen terapisi alanında çalışan bir uzmana danışmanız gerekir.

 

Yeteri miktarda kaygı düzeyi dileklerimle…

Psk. Deniz Doğruöz

Haziran 2018

Ataşehir Psikolog

 

Okula Gitmek Istemeyen Ergen ve Çocuklar

Okula gitmek istemeyen ergen ve çocuklar, hayatınızın gerginlik yaratan yeni konusu olmaya başladıysa bu yazı size kafanızı derleyip toparlayacak şekilde etki edebilir. Anlaşılması zor mesleki terimler yerine gündelik hayatın dilini kullanarak bu konudaki sağlıklı yaklaşımı sizinle paylaşacağım.

Okula Gitmek Istemeyen Ergen Çocuğuma Nasıl Yaklaşmalıyım?

Çocuğunuz Okula Gitmek Istemiyor mu?

Okula gitmek, çocuğunuzun neredeyse en önemli ve tek sorumluluğudur. Ebeveyn olarak hayatın yükünü üzerinize alıp bir taraftan da çocuğunuzun bu isteksizliği sizde öfke, üzüntü ve çaresizlik duyguları yaratabilir. Hayatın aceleciliği de üzerinize geldiğinde panikleyerek çocuğunuza baskıcı davranabilirsiniz. Duygusal baskı ile bağırma, emir verme de pek işe yaramaz. Bunun sonucunda, ebeveyn ve çocuk arasında iletişim sorunu da bu sorunun üzerine eklenir.  Sorunu bir kriz olarak ele alıp, yangına körükle gitmeden soğukkanlılıkla en uygun zamanda bu sorunun çözüme ulaşacağı konusunda kendinize telkinde bulunun.

Ergen ve Çocuklar, Neden Okula Gitmek Istemez?

“Anne, okula gitmek istemiyorum!”

Okula gitmek istemeyen ergen ve çocuklarda, duygularla ilgili meseleler ön plandadır.  Öfkeyle bağrışmadan önce tek yapılması gereken bu konuyu uygun zamanda çözme ve konuşma konusunda çocuğunuzla anlaşma yapmaktır.  Altında yatan sebebi sakince keşfetmek ve güvenerek sizinle paylaşımda bulunabilmesi için bu gereklidir.

Çocuğum Okulu Sevmiyor!

Önyargılarla kestirmeden sonuca ulaşmak zihnimizin temel hatalarındandır. Bu konuda da, “Çocuğum okulu sevmiyor!” diye kestirmeden genelleme yap-ma-makta fayda var.

Okula gitmek istemeyen ergen çocuğuma nasıl yaklaşabilirim?

Okula gitmek istemeyen ergen ve çocuklara nasıl yaklaşım sergileyebilirsiniz?

Yukarıda temel yaklaşımı sizlere biraz ifade etmeye çalıştım. Özet olarak, “sorgu komiseri” gibi olmadan, sakin ve dikkatli bir “detektif” gibi hareket etmek faydalı olacaktır. Çocuğunuzun okula gitmemek istememesi birdenbire geliştiyse, altında mutlaka duygusal temelli bir konu vardır. Ergen çocuklarınızda özellikle duygusal sorunlar, iletişim engelleri kullanmadan “can kulağı ile” çocuğunuzu dinlediğinizde aşılabilir.

Psikolojik destek ve psikoterapi çalışmalarımda özellikle iyi bir dinleme yapıldığında ergen gençlerin okula gitmek istememesinin altında şu başlıklar göze çarpmaktadır:

  • Öğretmen ile yaşanan kişiselleştirilmiş haklılık ve güç mücadelesi,
  • Okul/sınıf arkadaşları ile yaşanan sorunlar ve dışlanma,
  • Aşk ilişkilerinde başarısızlık/kıskançlık/pişmanlık/yetersizlik duyguları,
  • Fiziksel görünümünden rahatsızlık,
  • Okul temposunun yoğunluğu ve dinlenme/eğlenmeye yeterince fırsat verilmemesi.
  • Aileiçi sorunlar, birikmiş öfke ve çözülmemiş çatışmalar,
  • Ebeveyn tutumlarının olumsuz etkisi (baskıcı, tavizkar, ilgisiz ve aşırı korumacı tutumlar),
  • Yaş ve gelişimsel özelliklere ait konular,
  • Engel ve genetik farklılıklar,
  • Okul ortamının psikolojik destek boyutu ve rehberlik çalışmalarının yetersizliği.
Ergen Çocuğumun Okulu Sevmesi için Nasıl Davranmalıyım?

Okula Gitmek Istemeyen Ergen ve Çocuklara Nasıl Davranılmalı?

  • Ergen çocuğunuzun okula gitmesini sağlamak için yukarıda belirtilen konularda sizinle konuşabilmesi en önemli aşamadır. Onu eleştirmeden, kızmadan dinleyeceğinize dair garanti verip bunu yapın!
  • Sorun aileiçi bir problem ise bu problemi ele alıp çözüm üretebilmesi için çocuğunuz desteklenmelidir.
  • Okul kaynaklı bir problem ise öğretmen, yönetici ve rehberlik ile konuyu paylaşıp çözüm aramak ve okul içi destek mekanizmalarını çalıştırmak gerekir.
  • Arkadaşlar ve sosyal ilişkiler ile ilgili bir konu ise, sadece dinlemek ve çözüm yollarını araştırması için onu desteklemek etkili olur.
  • Okulun rehberlik birimini, çok sevdiği bir öğretmeni ve spor koçu (varsa) desteğine başvurulmalıdır.
  • Sorun ortadan kalktığında ise problemin tamamen çözülüp çözülmediği takip edilmelidir.
  • Çocuğunuzun gelecek hayalleri yoksa, kendine ait hayal kurması teşvik edilmeldir.
  • Aileiçi kural ve tutumlar gözden geçirilmelidir.
  • Çocuğunuzun duygularını ve düşüncelerini önemseyerek ve yaşadığı problemi çözebilmesini destekleyerek özgüvenini arttırmak.
  • Sorumluluklar üzerinde hemfikir olunması ve gerektiğinde esnetilebilen tutarlı ama katı olmayan kuralların aile içinde oluşturulması önem taşır.
  • Sizinle paylaşamadığı durumlar için, psikolojik destek alması sağlanabilir.

Okula Gitmek Istemeyen Ergen Çocuğunuz için Destek

Yukarıda belirten durumlarda yaptıklarınız muhtemelen işe yarayacak ve okul devamsızlığı konusu çözümlenecektir. Yine de, bu sorunun çözülemediği durumlarda, uzmanlığına ve deneyimine güvendiğiniz bir psikolog ve psikolojik danışmandan aile olarak veya bireysel destek almak da zihin açıcı bir yöntem olabilir.

Iyi günler,

Deniz Doğruöz

Psikolog ve Psikoterapist

Ataşehir, İstanbul, 2017

 

 

 

İnternet Bağımlısı Ergenlere Nasıl Yaklaşılmalı?

İnternet bağımlısı ergenlere nasıl yaklaşılmalı üzerine bu yazımda da özellikle bilgisayar, telefon, oyun ve  farklı internet kanalları ile ergenlerin iletişimini bu yazımda anlatmak istedim. Sizlerle daha önceki yazımda Ergenlerde Bilgisayar, Oyun ve İnternet Bağımlılığı hakkında görüşlerimi paylaşmıştım, dilerseniz linkten o yazımı da okuyabilirsiniz.

İnternet Bağımlısı Ergenlere Nasıl Yaklaşılmalı?

  • İnternet ve bilgisayar bağımlılığında bağımlı olunan aygıtı ortadan kaldırmak veya tümüyle yasaklamak mümkün değildir. Bu nedenle, hedef bilgisayar kullanımını kontrol altında tutmak olmalıdır.
  • Ebeveynlerin ergen çocuklarında sadece sorun üstüne odaklanması, olumsuz davranışları üzerinden dikkat çeken genci güç çatışmasına sokarak bu davranış biçimini kuvvetlenerek sürdürmesine sebep olur. Sorun olmayan olumlu konuların da konuşulabilir olması önemlidir. Bunun için ergen anne babalarının kendilerini kontrol altına alması gerekir.
İnternet bağımlısı ergenlere nasıl yaklaşılmalı?
  • İnternet bağımlısı ergenlere kural konulurken mutlaka onların fikrinin alınması da önemlidir. Ergenlik çağı kimlik oluşumu sürecinin parçası olarak gençlerin alanlarına saygı duymak ilişkilerinizi kuvvetlendirir. Bilgisayarla ilgili kural koyacaksanız, öncelikle iyi bir pazarlık yapılmalıdır. “Ne kadar süre bilgisayar başında kalınmalı?” sorusu tartışmaya açılmalı, dediğim dedik ebeveyn tutumundan uzak durulmalıdır. Kaybedenin olmadığı bir ilişki stratejisi hedeflenmelidir. Ortak bir noktada buluşun.
  • Dikkat edilmesi gereken nokta, kuralların uygulanabilir olmasıdır. Bilgisayardaki tutkusuna göre kurallar konmalıdır. Birçok oyun 3-4 saat oynandıktan sonra kazanılabilmektedir. Onun yerine haftalık bir saat konabilir. Örneğin haftada 16 saat denebilir. Bu süreyi ister her gün parça, parça kullanır, isterse bir cumartesi gecesi tümünü harcayabilir. Böylece konan kurallar, uygulanabilir olur ve genç bunlara uyabilir. İnternet bağımlısı ergenlere baktığınızda “takıldığı” sosyal medya ise, bu durumda günlük süre koymak daha doğrudur. Önemli olan sürenin miktarı değil, sürenin kontrol altına alınabilmesidir.
  • Peki, evde bilgisayarı kontrol altına aldık ama “Eve gelmezse, o zaman daha kötü olmaz mı?”. Bu sorunun cevabı internet ve bilgisayar bağımlılığının tedavisi içinde gizli değil. Eğer çocuk bu sözleşmelerden kaçıyor ve internet kafeyi eve tercih ediyorsa, o zaman aile içinde başka ve ciddi sorunlar var demektir. Bilgisayar bağımlılığı bir sorun değil, sadece bir belirtidir. Aile içi ilişkilerle ve ergenlerle ilgili çalışan bir psikolog veya psikolojik danışmandan destek almanız tavsiye edilir.
  • Önemli olan davranışı kontrol etmek ve gencin davranışlarını yönetebilmeyi öğrenmesidir. Bazı ebeveynler sıklıkla bilgisayarı söküp almak, dolaba kilitlemek veya işyerine götürmek gibi davranışlarda bulunabilirler. Ancak o bilgisayar bir süre sonra tekrar eve döner. Çünkü bilgisayar kullanımı çocuk içinde bir şart haline gelmiştir. Bu nedenle uygulayamayacağınız kararlar almanız doğru olmaz.
  • Okul başarısı için bilgisayar yasak demek yerine, “eğer notların düşerse bilgisayar kullanımını kısıtlayacağım” demek çok daha iyi sonuçlar verebilmektedir. Okul başarısı iyi olursa zaten bilgisayar kullanımını kontrol altına almış demektir.

 

Sizinle işinize yarayacağını düşündüğüm bu bilgileri paylaşarak, bazen ufak davranış değişikleri ile çözüme ulaşmanın mümkün olabileceğini göstermek istedim. İstanbul Ataşehir’de Anadolu yakasında CK Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nde Psikolog olarak hem ergenlere yönelik bireysel hem de yetişkin terapisti olarak sunduğum hizmetlerle ilgili detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

Ergenlerde Bilgisayar, Oyun ve İnternet Bağımlılığı

Faydalandığımız bir şey aşırı tüketildiğinde zarar verebilir…

Ergenlik döneminde çocuğu olan günümüz ebeveynlerin birçoğunun 1970 ve 1980’lerde TRT’nin tek kanallı veya iki kanallı olduğu dönemde çocukluklarını geçirmiş olduklarını söylemek pek yanlış olmaz herhalde.  Şimdi ebeveyn olan herkesin, aynı çizgi filmi, dizi, yarışma programı ve haberleri izlediği bir geçmişte ertesi gün sosyal ilişkilerde konuşacak çok ortak konumuz olurdu. Ev telefonuna not bırakılıp, telefonun uygun saatlerde geri aranabileceği bir geçmişte yaşadık. Sevdiklerimize, kokulu ve güzel kağıtlarla mektup yazıp bir dost ile veya PTT posta kutularından pul yapıştırarak mektuplar gönderdik. Posta kutularını heyecanla açıp mektup var mı diye bekleyenler olmuştur aranızda. Fotoğrafları da fotografçıda tab ettirerek bastırmış olanlar yanmış fotoğraflarını üzülerek hatırlamıştır. Misket, bebek, toplar, ip atlama, pişti, evcilik, saklambaç, tipitip sakızları, gazoz kapaklarındaki ödüller, Ayşegül kitapları ve benzeri ürün oyun ve etkinlikler geçmişte bizi heyecanlandırmıştır.  Görmek isteyenler için İstanbul Göztepe’de Sunay Akın Oyuncak Müzesi ve İstanbul Ataşehir Belediyesi Düştepe Oyun müzelerinde bu geçmiş anıları vitrinlere bakarak inceleyebilirsiniz. Çocukluk anılarınız yeniden canlanabilir. Bunları siz anlatırken ergenlik çağındaki çocuğunuzun aklı çoktan oyuna veya sosyal medya konularına gitmiş olabilir. J

Günümüzde ise yukarıda bahsettiğim ilgi çekici gündemlerimiz, ergen erkek ve ergen kız çocuklarımızın odasında bulunan kutulu, tuşlu, ekranlı “bilgisayar” denen kutu, dokunmatik olan ve sadece işaret ve başparmakların kullanıldığı “tablet” denen defter boyutunda dikdörtgen ve herkesi bir telefon kulübesine dönüştüren “cep telefonları” ile yaşanabilmektedir. Oyun, fotoğraf makinası, uğraş, ansiklopedi, posta kutusu, sosyal etkileşim, televizyon, film vb. herşey internet ile ulaşılabilmektedir. Bunlar da tabii ki en yakınlarımızla ilişkileri şekillendirmektedir.

Ergenlerde Bilgisayar, Oyun ve İnternet Bağımlılığı

Gençler, teknolojiye yatkınlar ve kolay uyum sağlıyorlar. Ödevlerini internet üzerinden yapıyor, oyun oynuyor, arkadaşları ile internette buluşup konuşuyorlar. Hatta dünyanın birçok yerinden arkadaşlar ediniyorlar. Yani, eski kalıpların dışındalar.  Ne yaşadıklarını anlamamak da ergen ve ailesi arasında kuşak çatışmalarını alevlendiriyor.

Her şeyden en kısa zamanda ve hiç yorulmadan tek bir tuşla haberdar oluyorlar. Geleceğe dair beklentileri ve motivasyonları ebeveynlerine göre farklılık gösteriyor. İstedikleri, rahat edecekleri ve mutlu olacakları işlerde çalışmak istiyorlar. Hatta bazıları evden çalışabileceği işler yapmayı planlıyor.

 

Kısacası gençler, ebeveynlerinden oldukça farklı bir dönemde büyüyorlar. Gençlerin bu gerçeğini görmek ve anlamak gerekiyor.

 

Ergenlik Dönemi Davranışları

Gençler ergenlik döneminde içe kapanır, yalnız kalmak isterler. Ailelerine kimi zaman yakın kimi zaman da uzak olmak isterler ve aileleri ile çatışma yaşarlar.  Hem çok ihtiyaç duyar hem de ayrışmak isterler. Gelecekleri hakkında kafaları karışıktır, ne istediklerini bilemezler. Kendilerine güvenleri tam değildir. Arkadaşlıklar bu dönemde aileye göre daha çok önem taşır. Onlar tarafından kabul edilmek, beğenilmek ve bir gruba ait olmak en temel ihtiyaçlardır.

Gencin ergenlik gibi dinamik bir fiziksel, sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimsel dönemden geçiyor olması, kişiliği ve aile ilişkilerinde zorlandığı yerlerde internet bir çeşit başetme yolu haline gelebilir. Sorunları unutmak için, kabul gördüğü, kolay ulaştığı bilgisayar, tablet ve cep telefonu ile internete bağlanacaktır.

Bilgisayar başında uzun zaman geçirmesi ve bağımlılığa doğru gidişi hem gençleri hem de aileleri zorlamaktadır. Ebeveynler, her şeyin hız kazandığı bir zamanda çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunda ciddi kafa karışıklıkları yaşamaktadır.

Konuya uzun giriş yaparak girdim. Bundan sonraki bölümü ergenlik döneminde bilgisayar, oyun ve internet bağımlılığının daha net algılanması için biraz daha madde madde ele almak istiyorum!

İnternet Bağımlılığı

İnternet bağımlılığı ile eş anlamlı olan kavramlar şöyledir:

  • Bilgisayar bağımlılığı
  • Teknoloji bağımlılığı
  • Cep telefonu bağımlılığı
  • Sosyal medya bağımlılığı

Aslında hepsi aynı anlamdadır.

Ergenlerde İnternet Bağımlılığının Belirtileri

  • Her an Internet’e bağlanma arzusu, bağlı iken zaman algılamamak, yemek, su, tuvalet gibi ihtiyaçlarının farkında olmamak, bu kendisine hatırlatıldığında inkar etmek,
  • Herkese sosyal medya hesabı vermek, sosyal medya hesaplarının devamlı aşırı takibi,
  • İnternetin dışındaki uğraşlara ilginin kaybolması,
  • Sosyal faaliyetlerde azalma, arkadaşları tarafından anlaşılamama duygusu,
  • Spor ve benzeri fiziksel faaliyetlerinden uzaklaşma ve kilodaki değişiklikler,
  • Okul başarısı ve devamlılığın düşmesi,
  • Uykusuz kalma ve kronik yorgunluk,
  • Aile fertlerine zaman ayırmama nedeni ile aileiçi ilişkilerde bozulma,
  • Günlük yaşamdaki okul sorumlulukları ve diğer kişilerin, online yaşama engel olduğu düşüncesi
  • Bilgisayar kullanımı nedeniyle eşler arasında anlaşmazlık ve sorun çıkması

Çocuğunuz bilgisayar ya da telefonuyla sizinle etkileşim kuramayacak ve yaşamını aksatacak kadar vakit geçiriyorsa şu yazımdaki önerileri de okuyabilirsiniz.

https://denizdogruoz.com/internet-bagimlisi-ergenlere-nasil-yaklasilmali/

 

Sınav Kaygısı ile Başa Çıkma, Başarı için Öğrenci ve Ailelere Öneriler

Sınav Kaygısını Nasıl Aşalım? Sınav Kaygısı konusundaki bu yazıyı, önemli sınavların hayatımıza girdiği …

Kadınların ve Erkeklerin Aldatma Psikolojisi

Kadınların ve erkeklerin aldatma psikolojisi, başa gelen, yakınlarımızın yaşadığı veya sinema, dizi ve sanat eserlerinden …

Okula Gitmek Istemeyen Ergen ve Çocuklar

Okula gitmek istemeyen ergen ve çocuklar, hayatınızın gerginlik yaratan yeni konusu olmaya başladıysa bu yazı size …