“Suçluluk” ilişkileri hedeflediğimiz arzuladığımız şekilde yürütemediğimizde ortaya çıkan bir duygudur. Anne-çocuk ilişkilerinde de çocuğumuzla kurulan ilişkide “şöyle davranırım, ideal anne şöyle olur, sevgi şöyle böyle olmalı!” gibi tanımlamalar yaparız. Bu tanımların dışında bir hayatı yaşadığımızda gölge gibi bize “suçluluk duygusu” eşlik etmeye başlar.

Anne-Çocuk ilişkilerinde ve genel olarak diğer sosyal ilişkilerinde suçluluk hissi, devamlı borçlu durumda olan ve birinin diğerinden daha fazla çaba harcadığı, hizmet ettiği bir ilişki biçimi oluşturur. Sevilebilir olmak, kendini ispat etmek, çalışmak, gelişmek, ilişkilerdeki karşılıklılık, alma-verme dengesi ve dayanışma gibi gelişimin sağlıklı zemin özelliklerini çürüten “suçluluk duygusu”, ebeveyn-çocuk ilişkilerinin de sağlıklı yürümesini engeller.

Çalışan Anne Olmak!

İş yaşamının mücadelesi içerisinde iş insanı olarak varlık sürdürüp hayat deneyimizi ve donanımınızı kullandığınız bir alanınızın olması ruhsal sağlık açısından çok önemlidir. Enerjinizi işe dönüştürürsünüz. Ancak, iş insanı kimliğinizin yanında olan anne kimliği de işyerinde zihninizin arkasında işlemeye devam eder. Gölge gibi sizin yakınınızdadır. Eve dönerken, çocuğunuzla ilişkilerinizle ilgili hedefleriniz, yapmak istedikleriniz zihninizden geçer.  Okuduğunuz bir kitap, size hoş gelen iletişim uzmanları, psikologlardan veya profesörlerden orada burada duyduğunuz güzel ilişki ve iletişim yöntemleri gelir aklınıza ve uygulamaya karar verirsiniz.

Ancak annenin ruhunu iyi gözlemlemiş çocuğunuz, sizin içinde bulunduğunuz durumu algılar ve sizin suçluluk hissinizin kokusunu aldığında gerekli metot ve yöntemleri kullanarak bu durumu rahatı ve konforunu tesis edecek şekilde avantaja çevirir.

Bu durum, küçük yaşlarda isteklerini yaptırtmak için huysuzluk, istediğinizi yapmama, aşırı talepkarlık, sınırlara kurallara uymamak, tuvalet eğitiminde zorluk, beslenme düzensizlikleri ve aşırı ilgi isteği şeklinde çocuğunuzda kendini gösterir.  Yaşı biraz büyüdüğünde, okuldaki sorumlulukları aksatmak, sizi zorlayacak olan istediklerini aldırtmak, kurallara uymamak ve dilinizde tüy bitmesi hissi; ergenlik çağına girdiğinde ise bağırış çağırışla suçlama ile eşlik eden öfke patlamaları, küfretmek, okula gitmemek, kurallara uymamak, sorumluluk almamak, çıkarcı ilişki, sizinle iletişim kurmamak gibi yorucu durumlar yaşanır.

Bunlara sabırla tahammül etmek fazla mümkün olmadığı için de çaresiz kalıp “Off, yeter ki şu gerginliği bari sonlandırayım!” diyerek çocuğunuzun isteklerini yapar duruma geçebilirsiniz. Pişmanlık, sizin beklediğinizin olmadığı, bir şeyleri eksik, hatalı yaptığınız hisleri sizi sarar ve borçluluk hissi ile sizin borçlandığınız çocuğunuzun hep alacaklı olduğu bir tavizkar ilişki zemini oluşur ve ebeveyn işlevinize zarar verir.

Çocuğunuzu yaşı ne olursa olsun, ilişkideki borç-alacak dengelerini doğru oturtabilmek için suçluluk duygularını gözden geçirmek çocuğunuzun sağlıklı gelişimi ve sizin ruh sağlığınız açısından önemlidir. Aile içindeki destek ilişkileri, yani karı-kocanın birbirine çocukla ilişkide işbirliği, aile içi ilişki ekonomisi doğru idare etmek demektir. Bu doğrultuda, çocuğunuza olan borçlarınızı yapılandırarak kapatmanız mümkün olabilir. Borçlu olmadığınız ilişkiler yaşamanız dileğiyle…

 

Uzman Klinik Psikolog Deniz DOĞRUÖZ

Ergen, Yetişkin ve Aile-Çift Terapisti

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.